Dünyalık Beklenti . .

Dünyalık Beklenti . .

Dünyalık Beklenti . .

Baba ve Evladın Düşünceleri :

Evlat : “Keşke babama onu ne kadar çok sevdiğimi söyleyebilseydim. Keşke onunu boynuna sarılıp yüzünü doya doya öpebilseydim.”

Baba : “Evladım, benim senden dünyalık bir beklentim yok. Ahirette beni mahcup etme yeter!”

Allah bize Hayırlı Evlat Olabilmeyi Nasip Etsin . .

Yalnızca . .

Yalnız Allah'a . . cc

Yalnız Allah'a . . cc

“Ben tasa ve üzüntümü ancak Allah’a arz ederim. Ben, Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim” dedi.’

Yusuf Suresi 86. Ayet Hz. Yakup’un (a.s) dua’sı

İyilik yap % 1000 Kar’a Geç . .

İyilik yap % 1000 Kar'a Geç . .

İyilik yap % 1000 Kar’a Geç . .

”Kim bir iyilik yaparsa ona on katı vardır.

Kim de bir kötülük yaparsa o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez.”

En’am Suresi, 160

Güven Gidince . .

Güven Gidince . .

Güven Gidince . .

Zamanın birinde yaşlı bir adam ve dünyada tek sahip olduğu varlık olan, çok ama çok güzel bir atı varmış. Adam bir gün atıyla beraber bir yolculuğa çıkmış, yolculuk sırasında bir yerde dinlenirken yanına bir adam gelmiş ve ondan biraz ekmek ve su istemiş. Adam da bohçasında ne var ne yoksa beraber yiyebileceklelerini söylemiş. Oturmuşlar beraberce yemeklerini yemişler aynı kaptan su içmişler ve aralarında güzel bir muhabbet etmişler. Yemek ve muhabbetten sonra dinlenmek için biraz uzanmışlar. Aradan zaman geçmiş, atın sahibi olan adam uyanmış bir de ne görsün, ne yemeği kalmış, ne suyu, ne de o çok sevdiği dünyalar güzeli atı var, hepsini almış gitmiş o çok güvendiği adam.   Yaşlı adam hiçbir şey söylemeden biraz bakmış boşluğa ve şöyle demiş:   – Ne ekmeğimi böldüğüme yanarım, ne suyumu böldüğüme, ne o çok sevdiğim atımı götürdüğüne, hani o içimdekini götürdün ya…  

Mehmed Beşir Parlakoğlu

 

En Güzel Uyku . .

En Güzel Uyku . .

En Güzel Uyku . .

En güzel uyku, ashab-ı kehfin uykusudur. Öyle ya, uyandıklarında, uyuduklarından daha farklı ve daha güzel bir dünyaya uyandılar. Uyandıklarında, zalimlerin kahrolup öldüğünü gördüler. Uyandıklarında, şikayetçi oldukları küfür ve gafletin dağılıp yok olduğunu fark ettiler. Uyandıklarında, sayıca az da olsalar direnmelerinin ezici çoğunluğun zulmünü önlediğine tanık oldular. Uyandıklarında, cılız da olsa direnerek, varlığın toprağına attıkları gerçek tohumunun çiçek çiçek bahara durduğunu bildiler. Paraları geçersizdi sadece, önemsemediler. Mevki ve makamlarını terk edip, uykunun aczine teslim oldular, zamanın lehlerine işlediğini fark ettiler. Bak ki, sen de her sabah, uyuduğundan farklı ve güzel bir dünyaya açıyorsun gözlerini. Uyandığında, seni kıyama durmaktan alı koyan yorgunluğunun dağılıp gittiğini gördün. Uyandığında, kalbini yaralayan, aklını iğdiş eden dünyalık telaşların bir göz kapağının ardında dur/ul/duğunu fark ettin. Uyandığında, tek bir secdenin bile yeryüzü ve üzerindekilerden daha kıymetli olduğunu bildiğin sabah namazı seccadesinin yanı başında buldun bedenini. Uyandığında, tek bir “Allah” deyişle ebedi saraylar inşa edebileceğin kutlu bir vaktin , seherin, kucağında buldun kendini. Uyandığında, unuttuğun bedenin, göz ardı ettiğin varlığın uyandığında yine yeniden sana verildi. Unutulmuşluğun kuyusunda unuttuğun, unuttuğunu bile unuttuğun, uyanmasan da uyanman gerektiğini bile bilmediğin o gidişten, gözleri de gönlü de açılmış biri olarak döndün. Uyuduğuna değmiş değil mi?

 Senai Demirci

Sen’in Kullarındır c.c

Sen'in Kullarındır . . c.c

Sen'in Kullarındır . . c.c

إِن تُعَذِّبْهُمْ فَإِنَّهُمْ عِبَادُكَ وَإِن تَغْفِرْ لَهُمْ فَإِنَّكَ أَنتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

Eğer onları cezalandırırsan, şüphe yok ki onlar Sen’in kullarındır.

Onları affedersen, aziz-u hakîm (üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibi) ancak Sen’sin”

Maide Suresi (117)

Sağın da ve Solun da . .

Sağın da ve Solun da . .

Sağın da ve Solun da . .

Zaten onun sağında ve solunda yerleşmiş iki kayıtçı vardır.

Ağzından çıkan bir tek söz olmaz ki yanında, bu iş için hazırlanmış gözcü olmasın, onun söylediğini ve yaptığını kaydetmiş olmasın . .

Kaf Suresi (16-18)

Vav . !

Vav . !

Vav . !

İnsan vav şeklinde doğar, bir ara doğrulunca kendini elif sanır.İnsan iki büklüm yaşar, oysa en doğru olduğu gün ölmüştür.Kulluğun manası vavdadır, elif uluhiyetin ve ehadiyetin simgesidir.O yüzden Lafz-ı ilahi elifle başlar. Elif kainatın anahtarıdır, vav kainattır. İnsan vav şeklinde doğar, bir ara doğrulunca kendini elif sanır.İnsan iki büklüm yaşar, oysa en doğru olduğu gün ölmüştür.Kulluğun manası vavdadır, elif uluhiyetin ve ehadiyetin simgesidir.O yüzden Lafz-ı ilahi elifle başlar. Elif kainatın anahtarıdır, vav kainattır.

Yunus, vav olup balığın karnında anca kurtarmıştır kendini.   İnsan iki büklüm olunca rahat eder ana karnında.   Boylu boyunca uzansa da kim rahattır mezarında?  

Vavın elifle münasebeti ne kadar iyiyse, kainatın dengeside o kadar düzgündür.   Kim kimi hatırlarsa evvel o ona koşar.   Kainatta tüm cisimler boşlukta dönerken insan belki o yüzden boşlukta kalmamış, Rabbi onu imanla doldurmuştur.   Evvelde eliftir, bir ilahi nefesle ahirde vav olur kainat.   

İyi bakıldığında, görmek için bakıldığında; Bazen bir insanın secdedeki hali, bazen bir ceninin anne karnında ki haline benzer..Vav Harfi, ‘ın Vahid ismini ve birliğini simgeler. Ebced hesabında 6 rakamına denktir ki ; Bu yönüyle aynı zamanda imanın 6 şartını temsil ettiği söylenir.Harfi med olduğu gibi, kasem harfidir. Aynı zamanda, iki cümleyi veya özneyi bağlayan bağlaçtır.  

Ey aşkın binbir başlı vav hali   Ey sonsuz kavram   Gaflet vaktinde   Gel gönlümün üstüne   Usta bir hattatım ben   Aşkı çizerim mekânlara   Aşk sığmaz ki bu ummana   Vav olur gözlerimiz   Bürünürüz canlara   Bir seyyah gibi   Gelip göçen, göçüp giden   Bu mekândan mekân’a   Demem o ki   Tarifini yapamam ben imkâna   Bir hattatım   Zamana vav çizmekteyim   Hilalin dolunaya   Dolunayın hilale dönüştüğü zamana   Ve mahlukat   Nefes nefes aşk çekerken Mevla’ya   Üstümde aşk kokusu var   Yaşadıkça beni yontar   Ve benzetir insana   Elimde vav   Gönlümde vav   Gözümde vav   Dem dem vav kesilirim   Beni insan yapana Ey kalbimden geçeni bilen Allah’ım   ‘Kulum’ de kâfi bana   İster nârına garket İster nuruna . . (alıntı)

Beklemek . .

Beklemek . .

Beklemek . .

Ben diyorum ki: Vuslatı beklerim, Yâr, Gaffâr…

Âşk diyor ki: El-İntizar Eşeddü Mine’n-Nâr …*

*Beklemek, ateşten şiddetlidir.

Herşey O’nın Dilemesiyle . .

Herşey O'nın Dilemesiyle . .

Herşey O’nın Dilemesiyle . .

“Ey dünya üzerinde egemen olup dünyayı bazen övüp bazen de yeren kişi, bil ki her gelen iş,

 O Kadir-i Mutlak olan Allah’ın hükmüdür; insanın her karşılaştığı şey O’nun emri iledir.”  

Edib Ahmed Bin Mahmud Yükneki   Günümüz diliyle “Atebetü’l Hakayık” Gerçeklerin Eşiği- Yaşar Çağbayır